Genel Müdürden

KURUMSAL

Merhabalar

Girişimcilik eko-sistemlerinin tesis edilebilmeleri için bazı temel yapı taşlarına ihtiyaç vardır. Bunun da en temel öğesi bir fikrinin olduğunu söyleyebilmektir. Bu temel yapıtaşının oluşabilmesi için her türlü yolu engelleyen mevzuatlardan bağımsız, girişimcilerin önlerini açacak, hayal kurma becerilerini artırabilecek yeni bir bakış açısına ülkemizde yıllardır ihtiyaç vardı ve bu gereksinimleri giderecek yeni bir kültür ülkemizde de sevindirici bir biçimde yaygınlaşmaya başladı.

Dünya, özellikle 1850 ler den bugüne önemli teknolojik atılımlara şahit olmuş; önce su buharı sayesinde tüm dünyada insanların rahatlıkla hareket edebilecekleri ve lojistik hizmetlerini sağlayabilecekleri demiryolları geliştirilmiş sonrasında elektrik bulunmuş ve enerjinin kullanım amaçları ve kullanıcı sayısı artırılmış ve daha sonrası çok daha güçlü bir biçimde “internet çağı” insanlığa inanılması güç bir gelişim ivmesi kazandırmıştır. İşte Su buharı ile başlayan bu süreç 4. Devrim olan nesnelerin interneti ve fabrikaların makinalar ve yazılımlar ile yönetilebileceği ve sadece ticarileşebilmiş ürünün bir değer ifade ettiği ve “Big Data” yı en iyi şekilde kullanma becerisine sahip girişimlerin ön plana çıktığı Endüstri 4.0 hedefi olan bir döneme bizleri hızla taşımıştır.

Tüm ekonomiler; rekabet şartlarının çok fazla zorlaştığı, katma değerli ürünlerin büyük önem arzettiği ve zamanı en iyi yönetebilen ülkelerin hakimiyetlerini hissettirdikleri yeni bir rekabet alanına doğru evrilmiştir. Bu yeni eko-sistemler bilgi ve sermayeyi en akılcı ve günümüz ihtiyaçlarına uyarlanmış teknolojik yöntemlerle bir araya getirip dünyaya kabul ettiren işletmeleri daha dirençli hale getirmiş ve bu değerde işletmelerin bulundukları coğrafyaları da refah düzeyi açısından en konforlu noktalara taşımıştır.

Mikro ekonomi öğretilerinde; bir birim harekette ne kadar efektif girdi sağlandığı son derece önemlidir. Bizler 4G, 5G gibi teknolojiler ile daha fazla bireyi ve hatta nesneyi yüksek hızda ve yüksek kalitede görüştürebilmek hedefinde yol alırken, bu mekanizmalar arasına yüksek katma değerli bir eko-sistem ilave edilmesi hususunu kesinlikle gözden kaçırmamalıyız. Gelişmiş ülkeler kategorisine kalıcı olarak girebilmemiz için kendi teknolojimizi üretebilmemiz ve bu teknolojilerin gereksinimleri doğrultusunda şirketlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz ve tüm üretim standartlarımızı da dünyaya kabul ettirmemiz; diğer yandan da ülke olarak en az, tükettiği kadar üreten bilinçli bireylerin ve girişimcilerin sayılarını artırmamız gerekmektedir. Tüm bu etkin mekanizmaların tamamı, güçlü markaların oluşturulması ile daha hızlı katma değere dönüşebilecektir.

Dünya çok yakın bir gelecekte gelişmekte olan ülkeler başlığı altında sınıflandırılmış ülkeleri kabul etmeyecek ve sadece gelişmiş ve gelişmemiş ülkeler olmak üzere 2 sınıf ekonomik ve sosyolojik gelişmişlik ayrımı yapacaktır.

İşte bizler de İstanbul Teknokent olarak ticarileşebilir nitelikte inovatif fikirleri ve projeleri olan girişimciler için bilgi ve sermaye arasındaki bağı güçlendirebilecekleri organizasyonu; veya yazılım yapabilecekleri ortamları sağlıyor ve eko-sistemimizi bu paydaşlarımızla daha da zenginleştirmeye çalışıyoruz.

İstanbul Teknokent; gelişmişlik altyapısının oluşmasına katkı sağlayabilecek bilgi ve sermayenin buluşması için arayüz olabilmek maksadıyla kuruldu ve faaliyetlerini bu hassasiyetler çerçevesinde sürdürmekte. Önemsediğimiz en önemli husus; aklına bir fikir gelen herkesin en kolay yollarla aklındaki fikri adeta “unutmadan” bize ulaşmasını ve bizimle paylaşmasını sağlamaktır. Şunu unutmayalım ki; akla gelen herhangi bir fikrin temelinde muhakkak girişimcilik ruhu yatmaktadır. Ve bu fikir muhakkak o girişimcinin kaygı duyduğu ve eksikliğini hissettiği bir husustur ve önemsenmesi gerekmektedir. Elektriği bulan, telefonu ilk icat eden ve diğer mucitler tıpkı bu kişilerdeki gibi -hatta toplumun diğer bireyleri tarafından bu eksiklikler hatıra gelmemiş olsa dahi- aynı hassasiyetleri olan kişiler tarafından eksiklikleri hissedilmiş ve başarılı ürünler ortaya çıkmıştır. Ülkemizi bu dinamik yapı içinde üretime katkı sağlayabilecek, aklın ve bilimin ön planda olduğu bir habitat içerisinde tutmak zorundayız.

Bu kapsamda ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda, dinamik bir takım ile 2016 yılını hızımızı artırma yılı ilan ettik ve makro ve mikro düzeyde bir strateji planlaması ile eko sistemimizi zenginleştirmeye ve uluslararası düzeyde rekabet edebilecek bir hale getirmeye ve bu doğrultuda bünyemizdeki firmalarımıza tüm dünyada rekabet edebilecekleri markalar haline gelebilmeleri için destek vermeye çalışıyoruz. Ayrıca girişiminin içerisinde teknolojik ve inovatif bir içerik var ise henüz Teknokent ile tanışmamış girişimcilerimizi de eko-sistemimize davet ediyoruz.

Sağlıklı günlerde görüşmek üzere...